ORTA ÖĞRETİMDE PDR

ORTA ÖĞRETİMDE PDR

İnsan ihtiyaçlarının sonucu olarak rehberlik ortaya çıktı. Ancak bu ihtiyacın derecesi, önemi kişiden kişiye değişmekte. Her bireyin farkında olduğu veya olmadığı problemleri olabilir. Her birey doğuştan bu sorunları çözebilme gücüne sahiptir. Danışmana düşen görev; danışmanın problemini görebilme ve problemini çözebilme becerisine sahip olmasıdır. Bireyin birçok ihtiyacı olabilir, danışmanın görevi amacı “şimdi, burada” ilkesine bağlı olarak en önemli ve en acil ihtiyacını karşılamak ve diğer ihtiyaçlarını öğreneceği yöntemlerle çözmesini sağlamaktır.
2. Dünya Savaşı yıllarında, savaş ortamından kaynaklanan umutsuzluk ve problemler savaş sonrasında sivil hayata uyumsuzluk problemler ortaya çıkmaya başlamıştı. Psikiyatristler ve klinik psikologlar bu durumda yetersiz kalınca psikolojik danışma gündeme geliyor. Yine o yıllarda öğrencilerin mesleklere yönlendirmeleri için Persons tarafından bir meslek bürosu kuruluyor ilk kez Howword Üniversitesinde Rehberlik dersi okutuluyor Sesil Petterson ilk psikolojik danışma yapılıyor. B. Dovvis bir okula ilk kez rehber olarak atanıyor. 1903’ten itibaren Rehberlik Derneği kuruluyor.
Türkiye’de 1947 de Marsüll planıyla bu yönde gelişmeler ve Amerikan modellerine yönelme görülür. Araştırmalar sonunda eğitim sistemi (klasik) ve müfredat üzerinde eleştiriler beliriyor. Yoğun müfredatın dışında, bireyin gelişim kişilik meslek seçimi gibi sorunlarına değinilmediği görülüp şuralarda rehberlik kavramı tartışılıyor. Rehberlik saatleri belirleniyor, bu işe yetkin öğretmenler hizmet içi eğitimle yetiştirilip rehber olarak okul bir da çalışıyorlar ancak, bunu yeterli olmadığı ancak bu alanda mezun kişilerin, psikolojik danışma da yapmak suretiyle okullara PDR mezunları atanmaya başlandı.
Yine o dönemlerde Alfred, Binel, Tolman tarafından geliştirilen testler, Stanfood’da standart hala getirildi. Özellikle mesleki rehberlikte bu testler çoğunlukla kullanılmaktadır. İlgi, tutum, yetenek testleri kullanılmaktadır. (kişilik, başarı testleri)
Rehberlik kavramıyla birlikte psikolojik danışma kavramı da okullarda yerleşmeye başlandı ancak uzman olmadığı için danışma yapılamıyordu.
Okullarda Yapılan Günlük Aktivitelre
Okulun geleneksel yapısına bağlı olarak yapılan faaliyetlerdir. Örgüt yapısı evrenseldir. Müdür, öğretmen, öğrenci ve rehberlik uzmanlarıdır. Rehberlik hizmetleri bireye yönelik olduğu için bireyin ihtiyaçları doğrultusunda değişir. Rehberlik hizmetleri 1- okuldu bir uzmanın olup olmaması, 2- Okulun özellikleri, 3- Öğrenci ilgilidir, 4-Okulun genel görevleri de dikkate alınır.
Okuldaki Aktiviteler.
-Eğitimle ilgili aktiviteler
-Örgütle ilgili aktiviteler
-Rehberlikle ilgili aktiviteler
Bireysel analiz teke tek görüşmelerle kısa sürelerde, bireyin bireyin problemlerini anlama ve bireyi tanıma amaçlanır.
Bireyi tanımak için standart testler ve bireyin dosyalarını bireysel analizde yardımcı olabilir. Bir diğer yardımcı yıl da otobiyografi tekniğidir. Ancak otobiyografi kişinin kendi ağzından kendi yaşantılarını anlatmasına dayandığından, sübjektif olacaktır ve ne derece güvenilir olacağı düşünülmelidir. Çocuk olayları kendini haklı gösterecek şeklide anlatabilir. “Vak-a Analizi” yapmak gerekir (özellikle küçük yaştaki çocuklar için)
Yetişkin bir bireyle karşı karşıya oturulup, rahatlıkla konuşur, diğer teknikleri de kullanabiliriz. Bireysel analiz, psikolojik danışmadan çok, rehberlik faaliyetleri açısından önemlidir. Bireysel analiz genellikle günlük okul faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan. Problemlerin çözümünde kullanılır. Ancak sonun psikolojik derinlik taşıyorsa bireysel veya grupla danışma gerekli olabilir. Genellikle eğitsel ve mesleki durumlarda kullanılır ve küçük
BİREYSEL DANIŞMA
Bireysel danışma, danışman ve danışanın karşı karşıya gelip yapılan danışmadır.
Bireyin gelişimi ve uyumuyla ilgili problemlerini temel alan danışma modelidir. Bireyin problemlerini çözmesi ve karar verme inancına bağlıdır. Bireyi renkaz alan bir modeldir.
Danışmanla danışan arasındaki psikolojik
OKULUN GENEL GÖREVLERİ
1-Bireyin gelişimini sağlama
2-Kültürü aktarma
3-Geleceğe hazırlama
REHBERLİK FAALİYETLERİ
Yönetim ve eğitim hizmetlerinin gerçekleşmesi için bu disiplin tutumu gereklidir. Fakat rehberlik hizmetleri demokratik tutumu gerektirir. Bu iki farklı yapıyı birleştirmek için
1- Müşavirlik hizmetlerini yaygınlaştırmak
2- Çocuğa edilgen bir kişilik kazandırmadan, kendi ve çevresiyle uyumlu bir anlayış kazandırıldıktan sonra, disipline karşı çıkmayan bir gelişim ve aynı zamanda kendini gerçekleştirme süreci içinde olup pasif silik bir özellik göstermeyip, karar alıp sonucuna katlanabilecek bir birey olarak uyumsal olmak.
BİREYSEL ANALİZ
Okul rehberlik faaliyetlerinin önemli bir yönüdür. Bireysel analizin temeli; bireyin, diğer bireylere benzerlik ve farklılıklar, kişisel özelliklerinin belirlenmesidir.
Bu bilgiler görüşme yoluyla da elde ettiği bilgilerin psikolojik temellerini değerlendirip dosyalayabilme yeteneğine bağlıdır. Her düzeydeki bireyde kullanılabilir.
Çoğunlukla ilkokul seviyesindeki çocuklarda kullanılır. Çünkü bu çağladaki çocuklar, günlük okul aktiviteleri sırasında ortaya çıkan problemlerini kolaylıkla öğretmenine, açabilecek, yapıya sahiptirler. Sorunlarını anlatır ve öğretmenin çözüm bulmasını beklerler.
Orta öğretim düzeyinde kişilik özellikleri ve meslek eğilimini belirlemeye daha çok yönelinir öğrenme aktiviteleri üzerinde yoğunlaşmalıdır.
3- İlkokul öğrencisinin grup çalışmalarına katılması gerekir. Çocuk grup içerisinde arkadaşını gözlere imkanına sahip olacağından hem sosyalleşmiş, hem de paylaşmayı öğrenmiş olacaktır. Gruplar destek alır.
4- ilkokul programında ortaokul öğrencilerinden daha az kompleksli konulara girilmelidir; program basit olmalıdır.
5- İlkokul düzeyinde ebeveynler çocukla çok fazla ilgilidirler bu yüzden rehberlik uzmanları ebeveynlerle ilişki içinde olmalıdır.
Bu ihtiyaçlar iki grupta incelenir.
1- Temel ihtiyaçlar
2- Gelişimsel ihtiyaçlar
Temel ihtiyaçlar Maslow’un ihtiyaçları piramidini düşünebiliriz. İyi bir motivasyonla en alt basamaktaki ihtiyaçlarından başlayarak kendini gerçekleştirme basamağına kadar gelebilir, bu yönde düzenlenmelidir program.
Gelişimsel ihtiyaçlar yaşam dönemlerinde kısmen veya tamamen karşılanabilir. Her yaşam döneminde bir takım gelişimsel dönemler vardır. Bu dönemler dikkate alınarak, öğretmenler ve rehberler, rehberlik programlarında yer vermelidirler.
Rehberlik Programında Olması Gereken Notlar
1-Öğrenme becerisi (fiziksel düzeyde) kazanması Günlük oyunlarla karşılanabilir.
2-Bireyin organizmasının gelişmesine yönelik tutumlar geliştirmesini sağlama Büyüyen organizmasına uyum becerilerini kazanmasını sağlama
3-Kendi yaşıt arkadaşlarıyla birlikte öğrenme aktiviteleri kazanma becerisi sağlama (Grup çalışması)
4-Erkek ve kız öğrencilerinin kendi rollerini benimsemesine yardımcı olma. Sosyal rolleri benimseme okul çağıyla başlar bu göz önünde bulundurulmalıdır.
5-Okuma yazma ve hesaplama gibi temel becerileri kazandırma (Gelişimsel temel beceriler)
6-Günlük yaşamıyla ilgili gerekli kavramları geliştirme. Arkadaşlık ilişkileri, dostluk, kardeşlik, sevgi……..vs. kazandırılması.
7-Bilinçli olarak ahlâk ve değerlere ilişkin kavramlar geliştirmesi (Hırsızlık yapılmaması, saygı dürüstlük, misafir perver olma, rica teşekkür, görgü kurallarının öğretilmesi)
Rehberlik programında olması Gereken Noktalar
1-Öğrenme becerisini fiziksel düzeyde kazanması Örn. Oyunlarla sağlanabilir.
2-Bireyin organizmasının gelişmesine yönelik tutumları bunları geliştirmesi sağlanır. Vs. Bilgiler edinilir ve verilir. Görüşme sırasında sorunlar ve bireyin duygusal problemleri gündeme gelebilir bunlar ya bireysel danışmaya uygunsa bireysel danışma yapılabilir. Bireysel danışma 5-6 seans, görüşme bir seferlik olabilir.
GRUPLA REHBERLİK
Amerika’da rehberlik hizmetleri programlanırken ilkokul öğrencileri için bu hizmetlerin gerekip gerekmediği yaklaşık 15 yıl kadar tartışılmış sonuçta meslek formatı olarak gerektiğine karar verilmiştir.
İlkokul rehberliğinin hedefi ve belirlenirken çocuğun bu aşamada eğitimsel, gelişimsel deneyimlerini kazandığı, ilkokulun özellikleri vs. Göz önünde bulundurarak program hazırlanmalıdır.
İLKOKUL REHBERLİĞİ NELER İÇERİR
1-Rehberlik programı sınıf öğretmeni merkezlidir. Çocuğun bir okul günü ve bir okul yılı boyunca yaptığı kazandığı davranışlar öğretmen tarafından dikkatle gözlenir.
2-Fiziksel aktivite ve deneyimler üzerinde ilişki, tedavi etme amacına yöneliktir.
Bireysel danışmanın hedefi bireyin sorunlarını görebilmesi, çözüm yolları bilebilmesi bu yönde kararlar alıp uygulaması, bireyin gelişmesi ve kendini gerçekleştirmesine yardım edilmesidir.
Psikolojik kontak; bireyle danışman arasındaki ilgi, istek, gönüllülük esastır.
Danışman saydam, bağdaşım içerisinde, danışanı kabul eden ve en önemlisi sempatik anlayışa sahip olması gerekir ancak bu şekilde danışanın dünyasına girebilir ve danışman da bu süreç de kendine iç güdü geliştirebilir.
Danışmanın problemi olabilir ancak danışman bu problemlerini danışma ortamına getiriyorsa yeniden bir öğrenme süreci veya problemi halletme yönüne gitmelidir.
Danışmanlık ve rehberlik hizmetleri bir uzmanlık işidir. Gönüllü ve istekli olan her birey bunu yapamaz. Uzmanlık işidir ve belirli bir eğitim ve yaşantı geçinmiş olmak gerekli.
Rehberlik veya danışma programının kusurlu olabilmesi için danışmanın; olumlu istekli tutumu gereklidir, aksi halde danışma ve rehberlik ortamı hazırlanamaz. Okul ve okul personeliyle ilişkiler her zaman var ancak rehberlik hizmetlerini bu kişilerin yapmasına izin vermemeliyiz.
GÖRÜŞME
Görüşmede, birey ve problem hakkında ön bilgiler toplanır danışanla birlikte dosyaya yerleştirilir. Dosyaya konularak başka formlar birey tarafından doldurulur. Daha çok problemin türü, danışmaya gelme nedeni, vs. incelenir.
EĞİTİMİN TEMEL SİSTEMLERİ
Okul : Okul bir kavramdır. Okula değişik sıfatlar ve adlar verilebilir. Okulu ilk, orta, yüksek sıfatlarının verilmesi, düzeyini giderek yükseldiğini gösterir.
Okulun Özellikleri : Okul, önceden belirlenmiş eğitim amaçlarına uygun olarak, eğitmek istediği öğrencilere, yeni davranışlar kazandıracak yaşantılar hazırlayıp sunan bir sistemdir.
Okul Öncesi : İnsanın eğitime en elverişli olduğu ve en hızlı öğrendiği çağlar bebeklik ve birinci çocukluk çağlarıdır.
Amacı :
1. Çocukların beden, zihin ve duygu gelişmesini iyi alışkanlıklar kazanmasını sağlamak.
2. İlköğretimi hazırlama
3. Şartları elverişsiz çevrelerden ve ailelerden gelen çocuklar için ortak bir yetişme ortamı yaratmak.
SORUNLARI
Okul öncesi eğitimin binalarını yapmak, araç gereçlerini hazırlamak öğretmenlerini yetiştirmek, yasaklanan bir eğitim işi olmaktadır. Bu konuda devlet yavaş kalınca halk umudu özel kesime bağlamıştır. Özel kesimin ortaokulları ise pek çok ailenin baş edemeyeceği kadar pahalıdır.
Bakanlık son bir gelişimle okul öncesi eğitimi yönetmek için merkezde bir genel müdürlük kurmuştur. Böyle bir ayrımın yapılması özel eğitimde olduğu gibi, ilköğretimin elini okul öncesi eğitimden çekmesine büyük hizmet veren anasınıflarının derslik kıtlığı çeken ilkokullarca yavaş yavaş kapatılmasına yol açabilir.
İLKÖĞRETİM
Amaçları :
1. Her Türk çocuğuna iyi bir vatandaş olmak için gerekli temel bilgiyi beceri davranış ve alışkanlıkları kazandırma onu milli ahlak anlayışına uygun olarak yetiştirmek.
2. Her Türk çocuğunu ilgi istidat ve kabiliyetleri yönünde yetiştirerek bir üst programa hazırlamaktır.
Sorunları : Okullaşma oranı beş yıllık kalkınma planının gerisindedir. Okul yapımı için gereken paranın hükümetlerce sağlanması bunun başlıca nedenidir.
Başlama yaşının siyasal nedenlerle altıdan yediye, yediden altıya düşürülmesi kargaşa yaratmıştır.
Mesleki ve teknik liselerdeki ortaokulları ilköğretim kapsamı içine sokulup buralardan alınmamış böylece ortaöğretimin de kapasitesi düşürülmüştür.
GENEL ORTAÖĞRETİM
Amaçları :
1. Bütün öğrencilere ortaöğretim seviyesinde ortak bir genel kültür vermek suretiyle onlara kişi ve toplum sorunlarını tanıtmak çözüm yolları aratmak ve yurdun iktisadi ve sosyal kültürel kalkınmasına yardımcı olmak.
2. Çevreye yönelik çeşitli eğitim etkinliklerinde bulunmak.
3. Her düzeydeki kurumlarla işbirliği yapmak ve var olan olanakları birlikte kullanmak.
Sorunları : Genel ortaöğretimin eğitim programı üniversiteye öğrenci hazırlamayı yüksek düzeyde sürdürmekte öğrencileri bir mesleğe hazırlayan yada bir meslek kazandıran programlara geçiş çok yavaş olmaktadır. Genel ortaöğretim okullarının Anadolu, fen, genel gibi farklı konumlarda olması ve eğitim ortamları yönünden aşırı farklılaşması öğrencileri ikiye ayırarak adil öğretimin yapılmasını engellemektedir.
YÜKSEKÖĞRETİM
1. Çeşitli kademelerde bilimsel öğretim yapmak.
2. Toplumun yararını kişisel çıkarının üstünde tutan
3. Beden zihin ruh ahlak duygu bakımından dengeli vatandaşlar yetiştirmek.
Sorunları : Bütçenin yetersiz olup gerekli bilimsel araştırmaların yapılmaması.
Eğitim düzeyinin düşük olup nitelikli eğitim verilmemesi.

YAYGIN EĞİTİM
Amacı :
1. Okuma yazma öğretmek eksik eğitimlerini tamamlamak için sürekli eğitim imkanları hazırlamak.
2. Çağımızın bilimsel teknolojik iktisadi sosyal ve kültürel gelişmelerine uymalarını sağlayıcı eğitim imkanları hazırlamak.
3. Boş zamanları iyi bir şekilde değerlendirme ve kullanma alışkanlıklarını kazandırma.
Sorunları : Örgün eğitimdeki sorunlara burada da rastlamaktayız. Bunlara ek olarak en önemli sorunu örgün eğitimden kopuk ayrı bir sistem özelliği göstermesidir.
ÖZEL EĞİTİM
Gelişimleri ya da özgürleri yüzünden normal çocuklardan ayrılık gösteren çocukların kendilerine özgü yöntemlerle eğitilmesini amaçlamaktadır.
Sorunları : Çocukların ayrı sınıflara konularak dışlanması ve okul olanaklarından yeterince yararlanamamaları.

EĞİTİM SİSTEMİ
Sistem, bir takım daha küçük parçalardan oluşan, fakat kendiside aynı zamanda daha büyük bir sistemin yada sistemlerin parçası olarak işlevde bulunan bir bütündür.
Toplumda oluşan örgütlü eğitim, başka bir deyişle üyelerin eğitsel ilişkilerini düzenleyen ve karşılayan toplumsal birimler toplumun eğitim sistemini oluşturur. Eğitim sistemi, insanlardan oluştuğu için toplumsal, topluma hizmet etmek için kurulduğu için de açık sistemdir. Böylece eğitim sistemi toplumsal açık sistemdir. Bu sistemin özellikleri şunlardır. Amaçlılık, girdiler, işletme, çıktılar, dönüş, çevre, çevreye uyarlama, büyüme, güç yitimi, alt sistemler.
EĞİTİMİN TEMEL SİSTEMLERİ
Eğitimin temel sistemleri okullardır. Okul eğitim hizmetlerinin üretildiği yer olduğu için temel sistemdir. Okulları belli düzeyde kümelendiğinde büyük sistemleri oluşturur. Böylece okul öncesi eğitim, ilköğretim, ortaöğretim, yüksek öğretim, yaygın eğitim ve hizmet içi eğitim sistemleri ortaya çıkar.
EĞİTİM SİSTEMLERİNİN ÖZELLİKLERİ
Eğitim sisteminin kendine özgü özellikleri üç düzeyde açıklanmıştır.
1) Üst Sistemler : Bakanlık merkez örgütünü, Yükseköğretim kurulunu ve üniversiteler arası kurulu kapsamaktadır.
2) Aracı Üst Sistemler : İl ve ilçe eğitim örgütlerini, yurtdışı eğitim temsilciliklerini ve üniversite rektörlüklerini kapsamaktadır.
3) Temel Sistemler : Okul öncesi, ilköğretim, ortaöğretim okullarını, yaygın eğitim ve hizmet içi eğitim merkezlerini, fakülteleri, enstitüleri, yüksekokulları, bağımsız bölümleri ve bunlara benzer eğitim kuruluşlarını kapsamaktadır.
EĞİTİM SİSTEMİNİN AMACI
Eğitim sisteminin amacı, etkili (verimli, yararlı, sağlıklı) olarak yaşamasını sürdürmektir. Eğitim sistemi yaşamını sürdürmek için eğitime ilişkin hizmet, düşünce, ve mal üretir.
A) Üst sistemlerin amacı, yurt düzeyinde eğitim sisteminin etkili işlemesi için yönetim kararları üretmektir.
B) Aracı Üst Sistemlerin amacı, üst sistemlerin gönderdiği yönetim kararlarını temel sistemlere ulaştırmak için etkin bir aracılık ve güçlendirme hizmeti ile kendi sınırları içinde yönetim kararları üretmektir.
C) Temel sistemlerin amacı ise, eğitime gereken hizmetleri, malı ve düşünceyi üretmektir. Temel sistemler kendi yaşamlarını ürettikleri ürünle sürdürebilirler.
EĞİTİM SİSTEMİNİN ÇEVRESİ
Eğitim sistemi çevresi tüm ülkedir. Eğer bir eğitim sistemi öğrenci teknoloji, araç gereç alışverişi için başka ülkelerle ilişki içinde ise bu ülkelerin ilgili sistemleri de eğitim sisteminin çevresi içindedir.
Üst sistemlerin çevresi en geniş olandır. Üst sistemlerin bu geniş çevreye uyabilmesi için etkili çalışan uyarlama alt sistemleri kurmaları gerekir. Temel sistemler, asıl çevresine uyarlanacak olanlardır. Temel sistemlerin ürettiği eğitimin nitelikli olabilmesi bilimsel bulgulara, yeni teknolojilere ve en önemlisi de çevrenin gereksinimine uygun olmasına bağlıdır.
OKULUN ALT SİSTEMLERİ
Beş tür alt sistem vardır.
1. Üretim Alt Sistemleri : Okulun var oluş nedeni, eğitim hizmetlerini üretmektir. Üretim alt sistemleri eğitim yapıldığı yerlerdir. Okulda bulunan diğer alt sistemler okulun üretim alt sistemlerini etkili çalıştırmak için bulunmaktadır.
2. Alışveriş Alt Sistemleri : Okula öğrencileri, eğitim iş görenlerini, eğitim araç gereçlerini, eğitim ve yönetim teknolojisini vb. Alan bölüm ve birimlerdir.
3. Uyarlama Alt Sistemleri : Okulu çevresine açan, okulun çevresini işlemesini sağlayan, okula çevrenin etkilerini taşıyan alt sistemler uyarlama alt sistemleridir. Bunlar okulun araştırma ve geliştirme bölüm ve birimleridir. Diğer bir görevi de, okula eğitimdeki yenileşmeleri getirmektir.
4. Yaşatma Alt Sistemleri : Okulun can ve mal varlığını koruyan bölümler ve birimlerdir. Okulu yaşatmanın anlamı okulun var olması için gereken ögeleri okulda tutmak, çalıştırmaktır.
5. Yönetim Alt Sistemleri : Okulu bütün alt sistemleriyle bir bütün olarak işleten, amaçlarına yönlendiren, eğitimin amaçlarını gerçekleştirmesini sağlayan, okulun yönetim alt sistemleridir.
Anlaşılması güç inançlar nasıl teşhis edilir : Krumbolitz sabitleşmiş mantıksız düşünme modellerini ortaya çıkarmada faydalı birkaç tekniğe sahiptir. Bunun bir yolu şüphesiz Figür 11.1 de belirtildiği gibi kendi yaşam çevrenizdeki düşünce kalıplarını araştırmanızdır. Mesleki önerilerle geliştirilmiş bulunan aşağıda sıralanmış teknikler genel olarak diğer metotların nasıl birbiriyle bütünleştiğini göstermektedir.
Geçmişte yaşanan olayları açığa çıkarmak (reconstruction) : Amaç, geçmişte yaşanan kritik olayları yargılamak ve ortaya koymaktır. Geçmişte yaşanan olayların her biri, bize hedef kişinin kendine nasıl bir dünya kurduğu ve bu özel kurallar ve mantıksız düşünceler hakkında çok şeyler anlatır. Örneğin hedef kişi yeni bir iş arıyordur ve belki size geçen haftaki veya iki yıl önceki başarısız bir mülakatını anlatıyordur. Dikkatli sorgulamalar, duyguların anlaşılması ve tahlili ile, geçmişte yaşanan analizi mümkün sorunlu inançların kesin olarak yeniden tanımlanması sağlanabilir. Geçmişteki olaylar yeniden yaratılır ve siz bu olayları değiştirip yeni bir anlam ve yorum verebilirsiniz.
Planlanmış olduğunuz serbest diyalog sayesinde, hedef kişinin kuruntularını analiz etmede yada geçmişte yaşadığı bir olayı yeniden tanımlamada size yardımcı olacak olan Psikodinamik teorisinde yer alan örnekler, 226. Sayfanın 8.3 figüründe bulunan yeniden yorumlama (reconstruction) teknikleriyle hayli benzerdir.
Oto Denetleme : Burada hedef kişi dünyadaki konumunu değerlendirmede cesurdur. Davranış teorisi geleneklerinde kendi kendine gözlem çok önemlidir. Hedef kişi bir sınıfın içinde kendini tedirgin hisseder. Hareketsiz bir şekilde içinde bulunduğu genel durumu ve bu konumda kendisine konuşan kişiyi dikkatle takip eder. Tecrübelerinden kaynaklanan birbirinden kopuk rasgele düşünceler, belki listelenebilir. Oto denetlemede amaç, davranışın, istek ve arzuları değiştiriciliğinin kendiliğinden farkına varılmasıdır. Enteresandır, terk etmeye yönelik küçük çabalar genellikle zihinde oluşmuş mantıksız düşünce kalıplarını değiştirmektir.
Mantıksız düşünce kalıplarını değerlendirmede bir diğer yaklaşım tarzı, görev türüne göre yüksek sesle düşünmektir. Her türlü görevi almasında Onu cesaretlendirmeliyiz. Örneğin bir çözüm alıştırması. Hedef kişi işini yaparken, Ondan yüksek sesle düşünmesini isteyin ve işini yaparken bütün zihinsel çelişkilerini not edin. Şüphesiz bu psikodinamikteki rasgele düşünme örneğine benzer ise de bu tekniğin amacı ve düşünmeyi kullanım biçimi farklıdır.
Psikometrik Değer : Krumboltz, Danışmana, düşünce oluşumlarını değerlendirmede yardımcı olması için düzenlenmiş çok çeşitli bilgi verilerini listeler.
Kavramaya Yönelik Çalışmanın Ana Noktaları : Mantıksız düşünceler hakkında bir kanı oluştuğunda ve karar verildiğinde, “Yapılacak olan nedir” sorusu gündeme gelir. Krumboltz’un ilk önerisi, varsayılan zannedilen kesin inançları test etmektir. Basit olarak bu hedef kişiyle anlaşılması zor inanç hakkında ortak teşhis koymakla yapılabilir. Örneğin, siz ve hedef kişi hastanız “Ben hiçbir zaman bayan bir mesai arkadaşla çalışmam” gibi mantık dışı bir inancı ortaya çıkarabilir, ifşa edebilirsiniz. Şimdi yapılacak iş inancı yargılamaktır. Bu inanç nereden yerleşti ? Daha önceki statüsünden mi kaynaklanmakta? “Free association” uygulamalara geçmiş statüsünü bulmada kullanılabilir. Hastanızın beyanlarının altındaki saklı niyetini öğrenmek için sorular sormayı isteyebilirsiniz. Geçmişte rolünü oynadığı statüsünü yeniden yaratmak isteyebilirsiniz. Burada ve metnin diğer kısımlarında önerilen bir çok tekniklerle inançları test etmenin mümkün olduğunu göreceksiniz. Sistematik testlerle inançlar sık değişecektir.
Bir danışman olarak siz, kelimelerle davranışlar arasındaki uyumsuzluğu karşılaştırmak isteyebilirsiniz. Baştan başa tahlili olan bu bölümde karşılaştırmanın iyi yapılması kazanır. Aşağıdaki örnek ve varyasyonlarının tamamında anlaşılması zor inançlarla mücadele işlenmektedir.
Hasta : Ben bayan bir mesai arkadaşımla tek başıma kalamam.
Danışman : Seni duyduğum kadarıyla, kelimelerle kesin bir şekilde “yalnız kalamam” dediğini duydum, fakat sol elinin hafifçe kıpırdadığını ve titrediğini not ettim. Burada Danışman birkaç seçeneğe sahiptir. 1- Siz hastanızla ilişkilerde, yardım edici bir pozisyon elde ederken, hastanızın hünerlerini dinlemek ve durumundan bahsetmesine izin vermek gibi bir yol denemek mümkündür.
Hastanın gerçek problemine odaklanmak için, hedefe varmadaki esas hedefe yönelik olmadıkça, öneriler sizi ve hastanızı sadece “davranış boyutunda” tutar. Böyle olunca da, sonuca ulaşmak için, yapacağınız mülakata göstereceğiniz özel ilgi önem kazanır. Her nasılsa, krumboltz, bunun yeterli olamayacağı konusunda akıllıca öneride bulunur. Bu hasta uygunsuz ve gerçek dışı bir hedef ortaya koyabilir. Dikkatli sorularla, dinlemeyle bazen de yorum ve açıklamalarla daha işe yarar ve uygun hedefler bulmasında hastaya yardımcı olabilirsiniz. Hastanız size personel yöneticisi olmak istediğini söyleyebilir. Bu hedefe karşı çıkmak, hedefi test etmek ve hedefine karşı çıkmak fakülteye gitme ya da problemlerini hali hazırdaki patronluk konumu içinde çözmek, danışmanlığın ihtiyaç duyduğu önemli noktalar olarak ortaya konabilir.
Bir Görüşmenin İçeriği ve Analizi
Davranışları kavramaya yönelik olarak yanlış mantığın ortadan kaldırılmasının kapsayacak biçimde meseleyi üç ana noktada özetler. Mantıksız idealleri, hatalı mantığı yada özel kuralları teşhis ettiyseniz, aşağıda sıralanan 3 soru ile düşünme sürecine açıklık getirmenizi hastanız sizden isteyecektir.
1- Doğru olduğunu nereden biliyorsunuz.
2- Eğer doğru ise bunu hangi basamaklardan çıkarabildiniz.
3- Hangi delil sizi doğru olmadığına inandırabilirdi.
Bu sistemin arkasındaki mantıklı düşünmenin temelinde var olan ve hastanın kendi doğrularının farkında olmasını kolaylaştıran, Krumbotz’un mülakatlarından bir tanesine ait seçenekleri not edebilirsiniz. Hasta meslek seçimine ilişkin maddi gerekçesini inkar ediyor ve Krumboltz’a göre sorun çok kompleks. Mübadelenin değişik bir özeti aşağıda :
I- Orta derecede şüpheci olduğunuzu kısaca tanımladınız.
S- Oh evet. Bu önemli bir tanesi olabilir. Ben orta derecede şüpheciyimdir. Herkes hakkında düşünmek beni korkutmaz. İyi bir fotoğrafçı beni etkiledi. İsmini bilmiyorum ama beni etkiledi. Onun işi varoşlardaki süregelen toplum hayatı üzerindeydi. O bu işi California’da Santa-Barbara’da yaptı. “Bundan sonra hangi arabayı alacağım?” Bu insanlar için önemli olan şeylerden bir tanesidir.
I- Oh! Oh!
S- Ve “Biz yeni bir havuz yaptırdık” ve “ Benim erkek kardeşim Bob, 200 yard koştu ve muhasebeci olabilmek için büyük bir okula başladı” (Gülerek). Hayır bu olmaz. Kabus gibi.
I- Bu nedenle bu çeşit maddi varlıklar senin için çekici değil… Hadi ben senin bunun içine bir parça iteyim.
S- Peki.
I- Çok para kazanmak istediğini söyledin.
S- Ama ben…
I- Ama sen para kazandıktan sonra o parayla ne yapmak istiyorsun? Kazandıktan sonra hesabına mı katacaksın?
S- Oh. Parayı hesabıma katmayı düşünmüyorum. Bunu yapmanın önemli bir şey olduğunu düşünüyorum. Çünkü para kişinin toplum içindeki değeri için bir ölçüdür. Fakat ona sahip olduktan sonra ne yapabilirim. Hiçbir fikrim yok.
I- Hımım.
S- Hiçbir zaman paramın yeterli olacağını düşünmem. Çok güzel bir ev ve bir Lam bur alabileceğim. Bunun ne olduğunu bilemeyebilirsin. Fakat bu çok pahalı İtalyan bir spor arabası.
I- Hımım.
S- Çünkü bilmiyorum. Bu beni her zaman heyecanlandırıyor.
I- Hımım.
S- Küçük bir tane alabilirim. Aman Allah’ım. Söylediğim şeye inanamıyorum. Ve sonra kutsal uskumru olacağım. (güldü). Söylediğim şeye inanmıyorum.
I- Ona sahipsin.
S- Arkadaşı kastediyorum. Onun iyi birisi olduğunu söylüyorum.
Buradaki yer değiştirme hastayı kendi değerlerine inkarcı bir gözle bakmaya zorlar. Hasta materyalizmden kaçınma ihtiyacını belirtti. Fakat temel inançlarını ve maddi olan şeylere karşı arzularını kabullenmeyi bastırdığı zaman. Şimdi bu bilgiler ışığında danışman birçok alternatif yöne hareket edebilir. Yüzeysel olarak mesleki danışmanlığa dönebilir ve çok para kazanmaya fırsat verici bir meslek araştırır. Alternatif olarak hasta kişi tek başına önceki hayatına inme konusunda cesaretlendirebilir. Maddi arzularını ve bunların nasıl geliştiğini test eder.
Mesleki danışmanlığın final bölümü, davranışları kavramaya yönelik olarak, danışman, davranışları tam olarak saptamak için araştırma yapar ve hastayı arzuladığı amaçlarına erişmesi için doğrudan harekete yönlendirir.
Meichenbaum’un Davranışları Kavramaya Yönelik Olarak Yeniden Yapılandırma Terapisi
Meichenbaum, davranışları kavramaya yönelik çalışmalar ile ilgili çok iyi özete sahiptir. Özette CBT’nin ilk basamağı, problemlere uygun çözümler bulma sürecindeki sorunlarını tanımlama konusunda yardım etmekle ilgilidir. İkinci basamak. Kavramaya, duygusal ve davranışsal değişikliğe yönelik gerçek destekle ilgilidir. Üçüncü basamak, davranışları sağlamlaştırmaya, genelleştirmeye ve davranışların kontrolüne ve kötü gitmesine engel olmaya yöneliktir. Şüphesiz, kısa bir paragrafla birlikte bu kitap bir çok yeni fikirler getirir. Bir terapist olarak bizim görevimiz, hastamızla birlikte problemleri tanımlamak, sonra da kavramaya yönelik duygusal ve davranışsal değişikliği üretmek için 4. Bölümde belirtildiği gibi, çok çeşitli teknikleri uygulamaya koyma. Son olarak, eğer gerçek yaşam çevresinde korunması için davranış değişikliklerini garantiye almak istiyorsak ona göre davranmak. Meichenbaum tarafından geliştirilen ve insanlığın varlığıyla ve davranışıyla ilgili inançları konusundaki ölçütlerini bilirsek faydalı olabilir.
Meichenbaum’sun Merkezi Yapılandırma Teknikleri :
Meichenbaum (1985), Beck ve Ellis’in önemli çalışmalarını içeren davranışı kavramaya yönelik terapisini kendi anlayışına göre birkaç öneli noktada özetler.
Davranışların Önemi : Meichenbaum’un üzerinde durduğu behaviorism ile davranışları kavramaya yönelik teori arasındaki bağ ile ilgili kavramsallığı önelidir. Davranışları kavramaya yönelik davranış bölümünün, Deck, Krumboitz ve bir derecede Ellis tarafından sunulan “Kavramaya” yönelik vurgusu, bazen gözden kayboluyor.
Böylece eğitim ile ilgili iddialı teknikler, sosyal öğrenme teorisi modeli ve kötüye geriye gidişin önlenmesi, kavramaya yönelik davranış teorisinin sadece bir yönünü vurgular.
Strese Karşı (Stress İnoculation) : Hastaya streslerini etkili bir biçimde dağıtmayı öğretmek faydalı bir tekniktir.
REHBERLİK VE PSİKOLOJİK DANIŞMA EĞİTİMİN GELİŞMESİ
Yükseköğretim kurumlarımızda Rehberlik ve Psikolojik danışma eğitimi, ilk olarak, 1953 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü’nün Pedagoji Bölümünde programa bir rehberlik dersinin konması ile başlamıştır. 1962 yılında, Orta Doğu Teknik Üniversitesi sosyal Bilimler Bölümünün Psikoloji programına “Danışma Psikoloji” dersi konmuş ve bu ders 1982 yılına kadar varlığını sürdürmüştür.
1965 yılında kurulan Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde Eğitim Psikolojisi ve Rehberlik Bölümü adı ile bir bölüm de oluşturulmakla birlikte, bu bölümün programında rehberlik alanı ile ilgili bir ders bulunmuyordu. Daha sonraki yıllarda bünyesine öğretim üyelerini kattıkça Rehberlik ve Psikolojik danışma alanında ilk lisans üstü eğitim program, 1967 yılında, Hacettepe Üniversitesi Sosyal ve İdari Bilimler Fakültesi Eğitim Bölümü’nde başlatılmıştır. Bunu kısa bir süre sonra Boğaziçi Üniversitesi o yıllarda yürütmekte olduğu lisans üstü programlara ek olarak, psikoloji lisans öğrencilerine 18-21 kredilik bir psikolojik danışma ve rehberlik sertifikası programı uygulamakta idi. Yüksek öğretim kanununun, yürürlüğe girdiği 1982 yılına kadar birkaç yükseköğretim kurumunda lisans ve lisansüstü düzeyde verilmekte olan rehberlik ve psikolojik danışma eğitiminin o yıllardan sonra hızla yaygınlaştığı görülmektedir.
Halen Rehberlik ve Psikolojik Danışma alanında lisans eğitimi veren yükseköğretim kurumlarının sayısı 14’tür. Uygulanan programın adı, Eğitim Fakültelerinde “Rehberlik ve Psikolojik Danışma” veya “Psikolojik Danışma ve Rehberlik”, Eğitim Bilimleri Fakültesi’nde ise, bölüm adı ile aynı olarak “Eğitimde Psikolojik hizmetler” idi. Yükseköğretim kurulu, 1989 yılında, uygulanan programların adına bir birlik sağlamak gereğini duymuş ve tümünün adını “Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık” olarak belirlemiştir.
Rehberlik Ve Psikolojik Danışma alanında yapılan çalışmaları değerlendirmek, meslek üyeleri arasında danışmayı artırmak ve bu alanda bilimsel çalışmaları organize etmek amacı ile meslek örgütleri kurulmuştur. Bunlardan ilki, yükseköğretim de Rehberliği Geliştirme ve Rehber Yetiştirme Vakfı olup, 1972 yılında kurulmuştur. Bu ara çalışmalara ara veren vakıf 1989 yılında yeniden faaliyete geçmiştir. Yine 1989 yılında “Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği” adı ile bir dernek kurulmuştur. Bu dernek aynı adı taşıyan bir de dergi çıkarmaktadır. 1977 yılında Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Bölümünde, 1979 yılında Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesinde, orta öğretimde rehberlik uygulamalarının tartışıldığı iki bilimsel toplantı, 1986 yılında yine Eğitim Bilimleri Fakültesinde ve 1988 yılında Bilkent Üniversitesinde, yüksek öğretimde rehberlik ve psikolojik danışma uygulamalarının tartışıldığı bilimsel toplantılar düzenlenmiştir.
Psikolojik Danışma Ve Rehberlik alanı bir meslek olma yolunda hızla gelişmeler ve değişmeler gösterirken, bu alanda çalışan psikolojik danışmanların sayı ve nitelikleri de hızla değişmektedir. Bunlar hakkında kaynaklarda şu bilgiler verilmiştir.
Amerikada 1958-59 öğretim yılında sadece orta öğretim okullarında görevli psikolojik danışma sayısı 12000 iken, bu sayı 1959-60 öğretim yılında 18739’a çıkmıştır. Daha sonraki yıllarda yine sadece orta öğretim okullarında tam zamanlı çalışan danışmanların sayısı 1962-63 öğretim yılında 27180’e 1966-67 de 36200’e 1970-71 de 43200’e, 1975-76 da 49961’e ulaşmıştır. Bu sayılar her geçen gün daha da artmıştır.
Amerika’da 80’li yılların başında sadece orta öğretim okullarında çalışan danışmanların sayısı 75000 olarak tahmin edilebilir. Aslında tüm okul ve diğer kurumlarda çalışan danışman sayıları kesin olarak bilinmemektedir. 1975-76 öğretim yılında ortaöğretim okullarında danışman öğrenci oranı 1/522 dolayındadır. Gelecekte bu oranın 1/250 olması amaçlanmaktadır. Amerika’da 420 kadar üniversite ve diğer yüksek öğretim kurumunda psikolojik danışma ve rehberlik alanında lisansüstü düzeyde uzmanlık ve doktora programları yürütülmekti bu programlardan uzmanlık düzeyinde her yıl ortalama 6000 kadar, doktora düzeyinde ise 600 kadar psikolojik danışman mezun olmaktadır.
Amerika’da Psikolojik Danışma olabilmek için en az uzmanlık düzeyinde öğrenim görmüş olmak gerekmektedir. Okullardaki danışmanlara ödenen ücret, genel olarak aynı okullarda çalışan öğretmenlere ödenen ücretten biraz daha fazladır. Danışmanların çok büyük çoğunluğu ulusal düzeydeki Amerikan kişilik hizmetleri ve Rehberlik Derneğinin üyesi olup, alandaki tüm danışmanlar bu Derneğin çeliştirdiği mesleki standartlara uymak zorundadır.
Türkiye’de Psikolojik Danışma ve Rehberlik uygulamaların yeni olduğu ve dolayası ile bu uygulamalar için okullarda görev alan danışmanların sayı ve niteliklerinin de sınırlı kaldığı bir gerçektir. Yine, okullardaki psikolojik danışma ve rehberlik uygulamalarında karşılaşılan önemli sorunlar bulunduğunda bilinmektedir.
Ülkemizde Psikolojik Danışma ve Rehberlik ilgili gelişmeler kuramsal düzeyde 1950’lerden, okullarda programlı uygulamalar olarak 1970’ler den daha geriye gitmektedir. Buna göre, ülkemizde psikolojik danışma ve rehberlik uygulamaları yapılan okullar ile bu okullarda görevli danışmanların yada uzmanların sayısı pek sınırlı kalmıştır. Türkiye’de Psikolojik Danışma ve Rehberlik uygulamaları planlı ve programlı olarak ilk kez 1970-71 öğretim yılında 24 orta dereceli okuldan başlatılmıştır. Uygulamalara giren okulların sayısı 1971-72 öğretim yılında 50’ye, 1972-73 te 64’e, 1973-74 te 91’e çıkarılmıştır. Sayılar sürekli değişmekle birlikte 1984-85 öğretim yılında çoğu psikolojik danışma ve rehberlik uygulamaları yapılmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda çalışan danışman sayısı Mart 1974’te 130, Mart 1977’te 243, 1981-82 öğretim yılı başında 496 dır. Son yıllarda danışman sayısında bazı nedenlerden dolayı artma yerine, eksilmeler olmuştur. Nitekim 1984-85 öğretim yılında sadece 400 kadar danışmanın görev yapmakta olduğu, tahmin edilmektedir. Bu günde sayılarının fazla değiştiği söylenemez. Ülkemizde okullarda görevli danışmanlar akademik özgeçmiş bakımından birbirinden farklı olup, genellikle yüksek okul ve lisans düzeyinde öğrenim görmüşlerdi. Lisans üstü düzeyde ve özellikle alanlarında yüksek lisans öğrenimi görmüş alanların sayısı pek sınırlıdır. Bir araştırmaya göre danışmanların yaklaşık %53’ünün lisans öğrenimi gördüğü %37’sinin Eğitim Enstitülerini bitirdiği diğerlerinin ise çeşitli kaynaklardan geldiği görülmektedir.
Ülkemizde Rehberlik ve Psikolojik Danışma uygulamalarında karşılaşılan sorunlar hakkında yapılan araştırmalarda eğitimle ilgili şu sorunlar bulunmuştur.
– Müdürler ve öğretmenler psikolojik danışma ve rehberlik konusunda eğitim görmemiştir.
– Uzmanların mesleki bilgileri yetersiz.
– Müdürler ve öğretmenler psikolojik danışma ve rehberlik konusunda hizmet- içinde eğitilmiyorlar gibi. Gibi sorunlar özellikle okullardaki uzmanların farklı eğitim alanlarından gelmeleri okullardaki rehberlik ve psikolojik danışmanlar hakkında yanlış anlayış gelmesine sebep olmuştur.
Danışmanların Yetiştirilmesi
Günümüzde okul danışmanı yetiştirmek için genellikle yüksek lisans (bilim uzmanlığı- mastır) düzeyinde bir eğitim öngörülmektedir.
Amerika’da danışman olmak için en az yüksek lisans (mastır) düzeyinde öğrenim görme zorunluluğu vardır. Ülkemizde şimdilik çok sayıda danışmana olan ihtiyaç karşısında, lisans düzeyinde ve hatta yetenekli, seçkin öğretmenlere açık olan sertifika programları biçiminde danışman yetiştirme yolları zorunlu olarak şimdilik bu düzeylerde sürdürülmektedir.
Danışman yetiştirme programları üzerinde önemli bir çalışma, 1964’te Amerikan Danışman Eğitimi ve Denetimi Derneği (ACES) tarafından yapılmış yüksek-lisans düzeyinde orta öğretim danışmanları için hazırlanan program bir süre denendikten sonra 1967’de kesinleşerek uygulamaya konulmuştur.
Bu programda belli konu alanları ve alt konular şöyle belirtilmiştir.
1- İnsan davranışlarının temelleri
2- Eğitim ve eğitimin temelleri
3- Psikolojik danışma ve rehberlik
a) Rehberlik ve öğrenci kişilik hizmetlerinin dayandığı felsefe ve ilkeleri
b) İnsan özellikleri ve bunları ölçme yöntemleri
c) Mesleki gelişim kuramları
d) Eğitsel ve mesleki bilgi toplama ve yayma
e) Psikolojik danışma, Kuram ve uygulamaları
f) İstatistik ve araştırma yöntemleri
g) Psikolojik danışma ve rehberlikte grup süreçleri ve uygulamaları.
h) Mesleki ilişkiler ve etik kurallar
i) Rehberlik ve öğrenci kişilik hizmetlerinin koordinasyonu ve yöntemi
j) Gözetim altında alan çalışması ve staj.
Ülkemizde hizmet öncesinde danışman yetiştirme programlarının hazırlanmasında burada verilen örnek dikkate alınarak değişik eğitim düzeylerine göre çeşitli programlar geliştirilebilir ve mevcut programlar gözden geçirilebilir. Yine, bu program önerisinden yararlanarak danışmanlar için gerekli alan hizmet içinde yetiştirme programları hazırlanabilir.
Öğretmenin Rehberlik Görev İçi Eğitimi
Hangi okul seviyesinde olursa olsun, öğretmen veya öğretim üyesi rehberlik çalışmalarında önemli bir unsurdur. Rehberlik programının başarısı, geniş ölçüde onun rehberlik konusundaki bilgi, anlayış ve maharetlerine dayanmaktadır. Hangi okul seviyesinde olursa olsun öğretmenin rehberlik ve danışma konusunda görev içi eğitime tabi tutulması gerekmektedir.
Görev – içi eğitim (hizmet-içi veya iş başında eğitim) öğretmene, bir yandan öğretmenlik çalışmalarına devam ederken kurslar, konferanslar, seminerler, yeni anlayış ve metotları ve yeni denemeleri göstermek, öğretmenleri meslek yönünden tazelemek için görev-içi eğitim her zaman ihtiyaç olacağı tabidir.
Rehberlik görev-içi eğitimi çeşitli yollarla yapılabilir.
a) Eğer civarda rehberlik konularını okutan bir yüksek okul veya üniversite varsa, öğretmenler o dersleri takip edebilirler.
b) Okul içinde bir uzman tarafından yönetilen kurslar tertip edilebilir.
c) Dışardan devam edilecek bir kaynak şahsın katılması ile öğretmenler rehberlik semineri yapılabilir.
d) Okulun öğretmenleri, özel alakalarına göre, okulda karşılaşılan pratik problemleri hal için özel gruplar oluşturarak çalışabilirler, veya tüm öğretmenler kurulu, rehberlik ve danışma konusunda hazırlanmış bir programa göre öğretmenler toplantısı yapabilir.
Görev içi eğitim faaliyetleri için şu hususları önermek mümkündür.
– Faaliyetler, normal okul saatleri içinde olmalıdır.
– Konular, öğretmenlerin istek ve ihtiyaçlarından doğmuş olmalıdır.
– Çalışmaların maliyeti ve yönü hakkında öğretmenlerin fikri olmalıdır.
– Öğretmenler bu çalışmalar için motive edilmeli fakat zorlanmamalı.
– Okul müdürü bu faaliyetlere yakından ilgi göstermeli ve destek olmalıdır. Kaynak kişilerden yararlanma fırsatları aranmalıdır.
– Çalışmalar belli bir plan ve programa göre yürütülmelidir.
Çalışmalar değerlendirilmelidir.
Görev içi çalışmalar şu beş aşamada olur.
1- Öğretmen ve öğretim üyelerinin görev-içi eğitim faaliyetlerine “hazır” olup olmadıkları belirlenmesi.
2- Görev-içi eğitim için ihtiyaçların saptanması
3- Programın planlanması
4- Programın uygulanması
5- Görev-içi eğitim programının değerlendirilmesi iki türlü yapılır. Birincisi, hemen program bitiminde yapılan değerlendirme, ikincisi programın başarısı öğrenciler üzerinde görüleceği için 6 ay veya 1 yıl sonra öğretmenlerin kanılarına baş vurma yoluyla yapılır.
Grup Terapistinin Eğitimi
Grup terapisi öğrencileri öğretimleri sırasında
1- Deneyimli grup terapistlerini çalışırken gözlem yapmak
2- Yeni gruplarının klinik denetlenmesini yakından izlemek
3- Kişisel bir grup yaşantısından geçmek
4- Kişisel psikoterapi uğraşından yararlanmak gibi aşamalardan geçmesi gereklidir.
Deneyimli Klisyenlerin Gözlenmesi
Öğrenci terapistler deneyimli bir grup terapistini çalışırken izlemekten çok büyük bir yarar sağlarlar. Klinisyenler önceleri gözleniyor olma düşüncesinden önemli ölçüde rahatsızlık duyarlar. Fakat süreç içerisinde öğrenciler için hem terapist için hem de grup üyeleri için yararlı olur.
Gözlem, fiziksel kolaylıklardan faydalanarak yapılabilir. Bu tek yönlü ayna kullanarak veya video bandına toplantıyı çekerek daha sonra öğrencilerin izlemesi sağlanarak yapılabilir. Gözlemciler az ise grup odasından oturmaları daha uygundur. Fakat sessiz ve grup çemberinin dışında kalmaları gereklidir. Grup üyeleri bu gözlem hakkında bilgilendirilmelidir.
Gözlemin öğrencilere fayda sağlaması için en az dört ay sürmesi gereklidir. Öğrencilerin haftada iki kez toplanan bir grubu gözlemesi yeterlidir.
Toplantı sonrası tartışma grup lideri ile gözlemci öğrencileri bir araya getirmek için ve iyi bir eğitim için mutlak bir zorunluluktur. Bu biçimde öğrenmeye ilişkin ilginç sonuçları vardır. Bir çok avantajı söz konusudur. Bir öğrenciye nasıl yapıcı bir saydamlık kazanacağını öğretir. Hastanın tedavi sürecinde yakın dost olarak görülebildiği bir saygı duygusu verir, ve terapiyi esrarlı bir havadan çıkarır. Bu terapinin büyülü, esrarlı ve otoriter olmaya akılcı ve işbirliğini kapsayan bir süreç olduğunun bir ifadesidir.

Denetleme :
Denetlenmiş bir klinik yaşantısı grup terapistinin eğitiminde olmazsa olmaz bir kuraldır. Yeni terapistin ilk grubu son derece tedirgin edici bir yaşantıdır. Deneyimli bir klinisyenin rehberliğine ihtiyaç vardır. Denetleme ve değerlendirme olmadığında özgün hatalar tekrarlanıp durur. Bu nedenle eğitim kursu bir denetleme yaşantısını kapsama durumundadır. Grup terapistlerinin eğitiminde en az 180 saat bir denetleme olmalıdır. Denetleyici en az denetlemenin başlangıcında bir ya da iki toplantıyı izlemesi gerekir. Bu denetleyiciye isimlerle yüzleri saptamak ve grubun havasına koklama olanağı verir. Denetleme görüşmesi grup toplantısından hemen sonra ya da ertesi gün yapılır. En iyi denetleme şekli her toplantının son otuz dakikasını izlemek ve denetleme görüşmesini hemen sonra yapmaktır.
Eğitilenler İçin Bir Grup Yaşantısı
Kişisel bir grup yaşantısı eğitim programının bütünleyici bir parçası olarak genelde benimsenmiştir. Amerikan Grup Psikoterapi Birliğinin uyum komitesi bir gruba en aza altmış saatlik katılımın gerekli olmasını öğütlemiştir. Bu yaşantı yoluyla öğrenmeyi sağlar. Grubun gücü, yaralayıcı ya da iyileştirici gücü yaşanır. Duyguların açığa vurulmasının ne kadar güç olduğu öğrenilir. Lider rolü hakkında da bir şeyler öğrenme fırsatı doğar. Burada en yaygın kullanılan model T-grubu veya “destek grubu” dur. Bu grup kısa süreli olabilir ve yaklaşık olarak on iki toplantı sürebilir, en yaygın model tüm bir yıl boyunca devam eden T-grubudur.
Bir yaşantısal grup, eğer katılımcılar isteğe bağlı olarak girmişse ve bunu sadece bir eğitim alıştırması olarak değil kişisel gelişim için de bir fırsat olarak görüyorlarsa daima daha etkilidir.
Öğrenci psikoterapistler için bir yaşantısal grubu kimin yöneteceği çok önemlidir. Liderin büyük bir özenle seçilmesi gereklidir. Lider, eğitilenler için çoğu kez önemli bir rol modeli olarak hizmet görecektir. Ve bu nedenle yoğun bir klinik ve grup deneyimiyle birlikte olması en yüksek düzeyde mesleki standartlara sahip olmalıdır.
Lider eğitim programlarıyla ilgili bir görevli ya da öğretim üyesi mi olmalıdır? Sorusuna şu cevap verilmiştir. Eğer grup kurum dışında ve öğrenci değerlendirmesinde hiç bir rol oynamayacak bir lider tarafından yönetilirse kişisel gelişim ve eğitim için çok daha etkili bir araç halini alır. Grup kurum içinde ve lider yönetici konumunda grup üyeleri ile konuşulması liderin kesin bir gizlilik ve yansızlık sürdüreceği gruba verilen güvence ile üyelerin endişelerinin en aza indirgenmesi gereklidir.
Bir liderin grubun başında konumu açık bir şekilde ortaya koyması akıllıca olur. Üyelerden gruba karşı belirli yükümlü
DANIŞMANLIKTA EĞİLİM VE KONULAR (ÇIKIŞLAR)
Bu bölümün ilk kısmı danışmanlıktaki bazı son konuları tanımlayıp tartışmaktadır. İlk kısımların içeriği bakımından biraz üstü kapalı fakat konunun açıklığı bakımından ayrı ayrı ifade edilmiştir. İkinci kısım bir çok önemli eğilimleri ve tahminleri ifade etmektedir. Her iki bölümde eğitim danışmanlığı ve yönetim kategorisi ayrıca danışma rolü ve fonksiyon kategorisi olarak genel kategorilere ayrılmıştır. Kategoriler arasında üst üste katlanmadan tamamı ile kaçınılmaz.
GENEL KONULAR
KONU 1 : Rehberlik terimi terk edilmelidir.
Hayır : Çünkü
1- Rehberlik terimi tam olarak herhangi bir okulda uygulanması gereken belirli konu dışı aktiviteleri tanımlar.
2- Bu terim birçok bireyin öğrencilere yardım etmede yeraldığı düşüceyi uygun bir biçimde taşır.
3- Bu terimin tarihi değeri vardır ve bu terimin kullanımı eğitimsel oturumdaki danışmanın rolünün yerini tutar.
4- Bu terimin yerini tutacak daha iyi ne kabul görmüş bir terim yoktur. Evet, Çünkü.
1- Bu terim özellikle danışmanın işine direkt olarak uygulandığında anlamsız. Belirsiz ve kapalıdır.
2- Rehberlik teriminin en fazla akla gelen kavramları danışmanların yapmaya teşebbüs ettiklerinin tam karşıtı olarak yönlendirme otoriterlik ve despotçuluktur.
Tartışma: Wrenn ve diğerlerinin ifade ettiği gibi rehberlik terimi farklı kişilere değişik şeyler ifade eden modası geçmiş bir terimdir, ve muhtemelen de asla yapılan bir şeyi tam olarak tanımlama. Konuyu bilmeyen kişiler rehberliği öğrencileri idare etme ve yönetme olarak düşünmektedirler. Halbuki doktorlar hizmetlerin varolduğu ve öğrencilere onları yeteneklerini geliştirebilmelerinde yardımcı olan bir terim olarak görülmüşlerdir. Belki esas gerçek bizi bu terimi terk etmeye çağıran iki farklı bir görüşü bir araya getirememizdir.
Dilin ve çevrenin bağımlılığını aydınlatma çabasında olan sosyal psikologlar eskimoların kelime hazinesinde kar kelimesi için bir çok farklı kelimelerin varolduğunu fakat dünyayla ilgili çok az kelimesinin bulunduğuna işaret etmektedirler. Buna zıt olarak bizim kelime hazinemizin yeryüzü için bir çok tanımlayıcı kelimeleri vardır. Ve kar içinde kelime çok azdır. Açıkçası hem farklılıkları hem de özellikleri bakımından kelimeler insanlara önemli olması yönleriyle yardımcı olurlar. Buna dayalı olarak “Rehberlik” terimini kullanımda anlam açısından tuhaf bir ikilemle karşı karşıyayız. Rehberlik kelimesinin doktorların yaptığıyla ortak mantıki bir ilişkisi yoktur. Doktorların şu anda yaptıkları gibi danışmanların demek istedikleri özellikten rehberlik yoksundur. Eğer rehberlik kelimesinin kullanımı kelimenin gerçek anlamıyla sınırlandırılmış olsaydı bu kelimeyi kullananlar rehber olarak çağrılırdı. Danışman olarak değil, böylece rehberliği doğru dürüst icra edebilirler. Bununla birlikte kendine saygısı olmayan danışmanlar rehberlik kelimesine razılar, çünkü bu kelime danışmanlığa uygun olmayan aktiviteleri ifade etmektedir.
Eğitimciler genel olarak rehberlik kelimesiyle ne demek istediklerinin farkındayken bu kelimeyi kamuoyuna yeterli bir şekilde açıklayamamışlardır.
Okulun kazan dairesi görevlisi ve yangın sorumlusu kendisini bir mühendis olarak tanımlayabilir, fakat herhangi bir kimse kendisine ne iş yaptığını sorduğunda onun profesyonel bir mühendis olmadığını, fakat kaloriferci olduğunu anlar. Okul personeli tarafından kendisine okul danışmanı olduğu söylenen herhangi bir kimse bunun ne anlama geldiğini sorup kafasını karıştıracak bir cevap alabilir. Çoğu kez böyle bir cevap öğrencilerle ilgili danışmanlıkta çok az bir referans içerir. Genel olarak birçok liste edilmiş aktivite bütün rehberlik programını birleştiren, bir çok hizmeti daha iyi tanımlar. Belki bu konuyla ilgili endişe okul danışmanlarına, sorulunca ortadan kalkacaktır. Ve destekleyici rehberlik hizmetleri yardımcı (alt) meslek sahiplerine verilir. Fakat bir şey açık, belirsiz dili ortadan kaldırmamız gerekiyor ve danışmanların yapmış olduğu anlaşılır, sıradan insanlar tarafından kabul görmüş ne ayrı şekilde diğer meslek sahiplerinde kabul edebileceği daha iyi tanımlayıcı bir özelliği olan terime yönelmekte fayda vardır.
KONU 2: Danışman sağlamanın tek kaynağı öğretmenlerin derecelerine göremi oluşturmalı?
Evet: Çünkü
1- Öğretmenin hazırlaması ne tecrübesi haklı olarak okuldaki kişiler için temel eğitimi oluşturur.
2- Sınıf tecrübesi anlamlı olarak danışmanlık yapılmasına öğrenme süreçleri bilgisini sağlayarak katkıda bulunur.
3- Diğer disiplinlerden toplanmış bireyler marjinal olmaya meyillidirler. Ve benzer alanlarda kalanlardan daha az yeteneklidir.
4- Daha önceki öğretim tecrübesi diğer öğretim personeli tarafından danışman kabulünü kolaylaştırır.
5- Öğretmenin hazırlanması ve tecrübesi eğitimdeki profesyonel işi gösterir.
6- Daha önceki öğretim tecrübesi eğitimde uzmanlaşmada daha akıllıcaa bir seçim yapmaya imkan verir.
Hayır: Çünkü
1- Danışmanlık ve öğretmenlik temelde farklı aktivitelerder.
2- Tecrübelik danışman eğitimciler sık sık öğretim kökenli davranışları değiştirmekte ki bu danışmanlığa çok zararlıdır. Karşılaşılan zorluklardan söz ederler.
3- Günümüzde danışmanlık doktorlarından alınan öğretmen dereceleri öğretmenlerle ilgili ideal ilgileri sağlamada yeterli değildir.
4- Diğer disiplinlerden alınan personelin kullanımı daha güçlü adaylar çekmekle bir vasıta görevleri yaparlar ve daha güçlü adaylardan öğretmen eğitiminin dereceleri genellikle daha iyidir.
5- Dikkatli olarak yönlendirilmiş pratisyen ve intern doktorluk tecrübeleri anlayışlı okullar öğrencileri öğretmenleri ve öğrenme süreçlerini sağlamada daha etkili yollardır.
6- Öğretmen eğitimini ve tecrübelerini yerine getirmek gerçek dışı olarak danışmanlık mesleğine girmeden önceki zamanı uzatır ve şüphesiz potansiyel adayların cesaretini kırar.
Tartışma: Bu konu oldukça uzun bir konudur. Bu konu meslek gruplarında ve sertifika düzenlemelerinden sorumlu kişiler arasında birçok ateşli tartışmaların kaynağı olmuştur.
Danışmanlık hizmetleri halk okulları için eğitilmiş danışman personelle rekabet eden okul dışı temsilciliklere kadar yayılmıştır. Aynı zamanda danışman sağlanmasını kaynağı olarak öğretmenlik mesleğindeki katı kurallardan dolayı okullar kendilerinin nöbetleşe bir kaynağı sağlamalarını inkar ederler ve aslında diğer alanlardan tecrübeli danışmanların girişini engeller. Bu faktör öğretim dışı alanlardan okul danışmanlığına girişteki bir çok engelle birleştirilince kapalı bir sistemi devam ettirmeye meyillidir. Okulların ve ya da devlet sertifika düzenlemelerinin geleneksel yollar dışında bu alana girişe izin vermesinin çok az kanıtı vardır. Sonuç olarak bu konu mantıktan ve kanıttan ziyade geleneksel renkli hislerin temelini oluşturacak tartışmaya devam edecektir. Ne yazık ki okullar kendilerinin potansiyel olarak değerli bir danışmanlık personel kaynağı olduklarını inkar etmeye devam ediyorlar. Malesef okullar geleneksel olmayarak eğitilmiş okul danışmanlarının değerlendirilmesine ve tecrübesine imkan sağlayan deneysel, esnek olan yaklaşımı olmamaktadırlar.
KONU 3: Mesleki gazetelerin veya dergilerin teori ve araştırmayı ya da uygulama ve pratiği vurgulaması gerekir mi?

Uygulamanın Vurgulanması Gerekir : Çünkü
1- Danışman uzmanlar mesleki gazete ya da dergilerde yayınlanan teknik araştırma materyallerinin çoğunu sindirecek araştırma becerisine sahip değildir.
2- Bir çok çalışan okul danışmanı çalışmasında “nasıl ve ne yapacağım” yaklaşımı ele almaktadır.
Teori ve Araştırmanın Vurgulanmalıdır; Çünkü
1- Yayınlanan materyalleri sindirmeyen tüketicinin problemleri yetersiz hazırlıktan ileri gelmektedir ve derginin içeriğinin uygunluğu üzerinde herhangi bir şey yansıtmaz çünkü bu alandaki ilerlemeler yeterli araştırmaya bağlıdır.
2- Uygulama sağlam bir biçimde teori ve araştırma üzerinde tasarlanmıştır. Ortak olan şey “nasıl ve ne yapacağının” tamamiyle, diğer şeylerin niçin yapıldığının anlaşılmasıyla ortaya çıkmaktadır.
3- Dergiler sadece katkıda bulunulan şeyi yayınlar, baş yazılar, yayınlanması zorunlu olan yazılar hariç çok az bir etkiye sahiptirler.
Tartışma : Bir çok uygulama okulu danışmanları uzun bir süredir mesleki dergilerin kendi ilgilerini yansıtmadığını ya da kendilerinin geliştirmeye ihtiyaç duyduğu fonksiyonlaşmayı içermediğini iddia etmişlerdir.
Uygulama okulu danışmanları dergilerin yayın yapmak zorunda olan ya da ortadan kalkmak zorunda olan profesörlere hizmet için var olduğundan yakınıyorlar. Görünüşe göre uygulama okulu danışmanları kendilerine özel durumalda açık yönlendirme sağlayacak olan makaleler istiyorlar. Bu kişiler özel oturumlar için genel çözümler tavsiye etmeyi içeren gerçeklikten yoksun olmaya meyilli görünüyorlar. Aslında bu tip insanlar kendi oturumları için edebiyattaki görünümdeki gibi sonuç çıkarmak ve izlenim edinme zorunluluklarını gözardı ediyorlarmış gibi görünüyor.
Tüketiciye içeriğin uygunluğu ile ilgili bilgileri sağlayan bütün dergiler yayın politikalarını açıkça belirtirler. Sonrada o kişi bunu kendi durumu ve ihtiyaçlarına göre tecrübe etmelidir.
KONU 4: Hazırlık ve tecrübe yönünden karşılaştırıldığında okul danışmanlarına öğretmenlerden daha fazla maaş ödenmelimidir?
Evet : Çünkü
1- Öğretmenlerle karşılaştırıldığında danışmanların sorumluluğu daha büyüktür ve danışmanın görevi daha karmaşık ve zordur. Çünkü danışman bireysel kişilik gelişimiyle ilgilenir.
2- Danışmanın günü daha uzundur. Çünkü: danışmanın akşamları öğrencilerin aile konferanslarının araştırmaların ve benzeri şeylerin danışmanlıklarıyla geçer.
3- Danışman büyük oranda halkla uğraşmak zorundadır ve halkın baskılarına daha çok maruz kalır.
Hayır: Çünkü:
1- Sorumluluktaki farklılığın derecesi kanıtlanamaz ya da belirlenemez.
2- Öğretmenin günü benzer şekilde ev ödevlerini, testleri değerlendirme öğrenci aktivitelerinin danışmanlığını yapmak gibi uzatılır.
3- Okulda öğretimden daha önemli bir fonksiyon yoktur.
4- Part-time çalışma taraflı ve parçalanmış bir bilgiye götürür ve okul danışmanı olarak meslike kimliği kazandıramaz.
Tartışma : Bu çağdaş danışman eğitimde önemli bir konudur. 1960’dan başlayarak günümüze kadar ACES ve ASCA gibi meslek grupları danışman eğitimi için, standart formülleştirmek için çok büyük çabalar harcamışlardır. Geçen 10 yıl boyunca standartlar geliştirilmiş, yayınlanmış, denenmiş ve makulleştirilmiştir. Şuan ise büyük ölçüde bu meslek oldukça zor olan standartları yerine getirmeyle karşı karşıyadır. Bu konu kendisini şu temel soruda çözümler.

admin Yazar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir